top of page

Bir Doğal Taş Serüveni: Lucien Arkas Sanat Galerisi

Lucien Arkas Sanat Galerisi, Artı3 Mimarlığın kurucu ortakları Uğur Yıldırım ve Ülkü İnceköse tarafından İzmir’in Urla ilçesinde, Lucien Arkas’ın bireysel sanat ve kitap koleksiyonu için tasarlanmıştır.

Yapı, doğal çevresi ile olan tanımlı ilişkisi, mekânsal kurgusundaki yalınlığı; sade ve güçlü mimari ifadesi ile bulunduğu doğal çevre içerisinde adeta bir Yunan tapınağı gibi kendini fark ettiriyor ve anıtsallığını hissettiriyor.

Yapının tasarımında belirleyici iki ana faktör mevcut, doğa ve mimari program. Tasarımın ana amacı, doğal çevre içerisinde, sanat odaklı sıra dışı program aracılığı ile özel bir mekânsal deneyim sunmak. Genel özelliklerine bakıldığında sergi mekânı ile kütüphane yapının iki ana programını oluşturmakta. Bu program elemanları büyük ölçüde sağır cephelerden oluşan içe dönük özelliğe sahip iki adet ‘kutu’ içerisine alınmış durumdadır. Bu kapalı mekânlar, doğa ile yapı arasında bir ara mekân niteliğindeki kolonadlı yarı açık mekân ile bütünleşiyor. İçerideki günümüze ait olmayan eserlerin var olduğu dünya, dışarıda ise gerçek dünya, aslında yapı bu ikili arasındaki farklılığı vurguluyor.

Yapıda hedeflendiği gibi duyuların belki de en fazla harekete geçtiği mekân ‘kolonadlı platform’ adı verilen, doğa ile yapı arasında geçiş mekânı olma özelliğindeki yarı açık mekândır. Bu mekân, yapıda farklı roller üstleniyor. Kapalı mekânlara yani günümüze ait olmayan dünyaya (sergi mekânlarına) bir hazırlık mekânı olmasının yanı sıra, ayrıca gün ışığını kontrol eden ve farklı bakış açılarına izin veren çok önemli bir eleman. Ayrıca yapıda hissedilen güçlü tapınak etkisini yaratmakta ve hantal kütlesel etkiyi azaltmaktadır.


Kolonadlı platformun orta kısmında yer alan heykel avlusu ise yapının en çok merak edilen bölümlerindendir. Mimari kararların bir parçası olarak istenen şeffaflığın ve kütlesel hafifliğin elde edilmesine önem verilmiştir. Kolonadlı platformda kolonlar, duvarlar, basamaklar gibi mimari araçlar ve onların farklı kullanım biçimleri görülmektedir. Tekrarlama, süreklilik vs.

Kolonadlı platformu çevreleyen, yapının etrafında 43 tane kolon yer almaktadır. Kolonlar aslında tasarımda yapı kütlesi ile birlikte düşünülmüş. Bu kolonlar estetik amaçlı değil, taşıyıcı durumdalar, fakat sadece saçağı taşımak için yüklerini zemine aktarıyorlar, bodrum kata ve temele inmiyorlar. Projede hafifletilmiş yarı açık mekân etkisini ve Yunan tapınağı anıtsallığını hissettirmek için kolon boyutlarına çok önem verilmiş.

Yapının mimarlarının da hep vurguladığı gibi, yapı tasarım sürecinden yapım sürecinin sonuna kadar özenle korunan bir doğal çevre ilişkisi söz konusu. Yapının tam giriş cephesinde bir zeytin ağacı bulunmaktadır. Yapının inşasında özenle korunan ve yapının ilk görüşünde, ön cephesinde ve karakterinde büyük role sahip olan zeytin ağacı yapıya girişte bambaşka bir mekânsal atmosfer sağlamakta.

LA Sanat Galerisi’nde doğal taş kullanımı ön planda. Doğal taş tercih edilmesi, doğal taşın yapı ve çevresi ile bütünleşerek yaşaması, zamanın izlerini bünyesinde barındırması yapıyı farklı kılan etkenlerdendir. Kullanılan doğal taş malzemelerin hem kendi aralarında hem de yapı çevresinde bulunan malzemeler ile uyumlu bir birliktelik sağlaması yapının yegâne amaçlarından biri.

Taşın kullanımı ile elde edilen bütünselliğe vurgu yapılması amaçlanan yapıda malzeme niteliği, yalın mimarinin gün ışığı ile olan etkileşimini görsel açıdan güçlendirip yapının programı ve varlığıyla bulunduğu doğal çevre içinde ben buradayım demesini sağlamaktadır.

Yapının tasarımcıları için, uygulama sürecinde, yapının işlevi gereği mekânların gerekli iklimlendirme ve nem dengesini sağlayacak mekanik sistemlerin seçimi ve tasarlanması da önemli bir konu olmuştur. Yapının birbiri ile ilişkili farklı mekânlarında sergilenecek eserlerin farklı olması, buna bağlı olarak mekânlarda farklı sıcaklık ve nem dengelerinin sağlanmasının gerekliliği, yapıya özel mekanik tasarım ihtiyacı doğurmuştur.

Yapıda, peyzaj zemininde küt taş ve blok taş olmak üzere granit, istinat duvarlarında Urla taşı diye tabir edilen, yerel bir taş olan kireç taşı, kolonadlı platformda ve merdivenlerde mermer, yapı yüzeyinde (cephelerde) de limestone taşlar tercih edilmiştir. Yapının neredeyse bütününde kullanılan doğal taş, tasarımda kullanılan bir malzeme olmaktan çıkıp ve tasarımın bir parçası haline gelmiştir. Örneğin, insanları davet etmesi amaçlanmış ahşap giriş kapısı var taş cepheden gelen bilgilerin doğrultusunda düşünülmüş ve boyutlandırılmıştır. Ayrıca yapıyı çevreleyen kolonların naifliği ve saçağın naifliği, çevresel bütünlüğün sağlanması açısından da büyük rol oynamaktadır.

Yapının kendine özgü bir mekânsal atmosfere sahip olmasının başka bir sebebi ise kişiyi farklı bakma biçimlerine sevk etmesidir. Bunun için özel olarak tanımlı durumlar yaratılmaya çalışılmış. Kimi zaman sağır yüzeylerdeki yırtıklar ile çerçevelenmiş bir doğa etkileşimi kuruluyor, kimi zaman ise kapalı mekân içerisinde, galeri mekânının tam ortasında çerçevelenmiş özel bir ışıklık gökyüzü ile iletişim kurmanıza izin veriyor.

 
 
 

1 Yorum


Elifsu Polat
Elifsu Polat
17 Nis 2021

Zevkle okudum, harika! Elinize sağlık.

Beğen
bottom of page