top of page

Farnsworth Evi

Mimar : Ludwig Mies van der Rohe

Tarih : 1945-1950

Yer : Plano, Illinois / ABD

Strüktür : Çelik iskelet Sistem

Yapının Tasarladığı Dönem ile İlişkisi


Bauhaus, yirminci yüzyıla yön veren en önemli dönemlerden biridir. Bauhaus akımı, endüstriyel üretime damga vuran bir adım olmuştur. Almanya'da, 1919 yılında ortaya çıkan bu akım, mimarinin kaderini değiştirme ilkelerini benimsemiştir. Bauhaus akımına göre mimarlık, ressamlık ve heykeltıraşlık gibi sanatsal faaliyetlerden ayrılamaz bir bütündür. Endüstri ürünleri tasarımına yeni bir soluk getiren Bauhaus akımı, günümüz mimarisinin temellerini atmıştır. Mimarları, işlevsel tasarıma yönelip yeni teknolojileri ve bilimsel malzemeler kullanmaya çağırmıştır: beton, çelik, alüminyum ve linolium gibi.


Yapı evi veya Bauhaus, Weimar Cumhuriyeti Almanya’sında ikili bir birlik arzusunun somut örneğini olmuştur: bir yanda sanatları ve mimarlığı, diğer yanda okulun kurucusu Walter Gropius’un çevresindeki ekibin üyelerini, ortak bir sanat-yaşam ilişkileri anlayışında birleştirmiştir. National sosyalist tehditlerin günden güne artmasıyla birlikte Bauhaus, dokuz yıl sonra 1932 yılında Berlin’e taşınarak, burada eğitim ve öğretimi sürdürmeye çaba göstermişse de Naziler tarafından 1933 yılında bir daha açılmamak üzere kapatılmıştır. Böylelikle yüzyılın en önemli tasarım okulu olan Bauhaus ortadan kaldırılmıştır. Nazi baskısı sonucu kapanan Bauhaus’tan ayrılan sanatçıların, Avrupa ülkelerine ve Amerika’ya gitmeleriyle, Bauhaus ekolünün bu ülkelerde yayılmasında etkili olmuştur.

Tarihteki diğer sanat akımlarını düşündüğümüzde yüzyıllar sürdüklerini dahi görürüz. Bauhaus okulu 1933 yılına dek 15 seneden kısa süre fiziksel olarak sürmesine rağmen tarihteki en belirleyici akımlardan biri olmuştur ve günümüzde çağdaş tasarım okullarının eğitim çizelgesini büyük oranda etkilemiştir. Temel tasarım ilke ve fonksiyonlarını ilk kez ortaya koyarak günümüz tasarım dünyasını yaratmıştır. Bununla da kalmayıp tasarımı ilk kez üst kesime has olmaktan kurtarıp işçi sınıfıyla tanıştırmıştır. Bunu yaparken Hollanda’da ortaya çıkan De Stjil akımının yapılandırmacı teorilerinden esinlenmişlerdir ama De Stijl’den farklı, özgün bir tasarım dili ortaya koymayı başarmışlardır. Bunun yanı sıra De Stijl’de politik bir duruş yokken Bauhaus’ta bunu açıkça görebiliriz.

Şık, basit ve kolay anlaşılır tasarım ve materyallerin yenilikçi kullanımı gibi Bauhaus tasarım dünyasına çığır açan gelişmeler getirmiştir. Her gün kullandığımız endüstriyel tasarım ürünlerine sanatsal bakış açıları kazandırmış ve bunu yaparken fonksiyonelliği asla geri plana atmamıştır. Form olarak minimalliklerini korurken renk şeması olarak da aynısını uygulamayı seçmişlerdir. Siyah, beyaz ve ana renklerden oluşan renk paletleri kullanmışlardır. Az çoktur ilkesini tasarıma taşıyabilen ve bunu yaparken aynı çizgide ilerleyebilen bir akım olmuştur. Ayrıca, o güne dek sanat ve tasarım dünyasında erkek egemenliği hakimken Bauhaus akımına yön veren pek çok kadın sanatçı olmuştur. O zamana dek sanat dünyasında yağlı boya alanında tamamen erkekler egemen olduğu için kadınlar fotoğrafçılık, grafik baskı, iç tasarım gibi alternatif sanat yöntemleriyle sanat dünyasına atılmışlardır.

Farnstworth Evi’nin tasarımının bulunduğu dönemden nasıl etkilendiğini inceleyecek olursak; Mies Van der Rohe tarafından tasarlanan ev, mimarlık tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir; 20. yüzyılın süsten uzak, kesin geometri ve simetriyi esas alan rasyonel mimari anlayışla (Uluslararası Üslup olarak da geçer) ortaya çıkmıştır. Geleneksel yapı dilinde, yarattığı şeffaflık, askıda durma hali ve yalın yapı elemanları ilkeleriyle köklü değişikliğe yol açan bir dile sahiptir. Mies Van der Rohe, kendi tüm mimarlık serüveninde üç konuyla uğraşıyor: serbest mekân, taşıyıcı iskeletin ifade en birleşme noktaları sorunları ve demir konstrüksiyon teknik çözümleri. Dünyaca ünlü yapısı Farnsworth Evi de bunları çözdüğü ve aktardığı en önemli eserlerindendir. İlk olarak, Van der Rohe’nin Bauhaus için tasarladığı mobilyalar ve Barselona Pavyonu’ndan sonra ortaya attığı serbest mekân arayışının, total mimarinin sağlanabildiği yapıdır.


Total Mimari, nötralize edilmiş serbest mekân arayışıdır. 20. yüzyıl mimarisinde tek başına bir dönem sayılabilecek Mies Van der Rohe’nin yapılarında yakalamaya çalıştığı mekân algısıdır. Total mimaride amaç, taşıyıcılar tarafından bölünen iç mekândan tamamen kurtulmak, özgür bir iç mekân yaratmaktır.


Evin yapıldığı yıllara, 1940’lara kadar mimaride strüktürel açıdan önemli bir gelişme gerçekleşmemiştir. Düşey taşıyıcı elemanlar ile yatay taşıyıcı elemanların birbirinin üstüne binerek kenetlenmesi dışında taşıyıcının kurgulanabileceği başka bir teknik bilinmiyordur. 1940’larda ise ‘kaynak’ kullanımıyla tarihte ilk kez bu düşey ve yatay elemanlar yanyana bir birleşim detayı gösterebilecek hale geldi. İki elemanda kendi formunda, fakat tek bir öge olarak çalışmaya başladı bu teknikle. Mies Van der Rohe’nin ulaşmak istediği noktada budur: ayrı gözüken, bünyeleri bir taşıyıcı elemanlar. Bu tekniğin kullanımına, Farnsworth Evi ile başlanmış oldu. Farnsworth Evi’nde iki önemli algı yıkıldı bu teknik konuda: algısal birlik ve yapının yere bağlılığı.


Kendisi bu yaklaşım için bir röportajında şunları dile getirmiştir: ‘’Doğa da kendi hayatını yaşamalı. Onu, evlerimizin renkleri ve içerideki mekanizmalarla bozmamalıyız. Üstelik, doğayı, evleri ve insanları büyük bir birlik yaratacak şekilde bir araya getirmeye çalışmalıyız.’’

'Mimarlık, insanın çevresi ile mekansal yüzleşmesini özetler; içinde kendini nasıl ortaya koyduğunu ve bunda nasıl ustalaştığını ifade ediyor. '
Ludwig Mies van der Rohe



Bauhaus akımının kurucularndan olan Mies Van Der Rohe’nun Farnsworth haftasonu evi minimalist bir yaklaşım sergilemektedir. Yeşillik bir çayırda büyük bir parsel içerisinde, Fox nehrine yakın bir şekilde konumlanmıştır. Nehrin taşan sularından evi sel basmasın diye yerden yükseltilmiştir.





Plan Analizi

İlk göze çarpan unsur sadelik oluyor. Boyutsal olarak farklı iki dikdörtgenin yan yana konmasıyla oluşturulmuş sade bir plan karşımıza çıkıyor. İlk karşılaştığımız dikdörtgen açık bir açık teras olarak çalışıyor. Dikdörtgenin temas ettiği noktada işlevsel geçiş sağlanmış. Kesiştikleri nokta ikinci dikdörtgende bu açık terası evin kütleselliğine geçişi sağlayacak yarı açık teras olarak kurgulanmış. İçeride kurgulanan üçüncü bir ıslak hacim dikdörtgeni eve ihtiyacı olan oda kurgusunu duvarlar olmadan veriyor. Bu dikdörtgen masif ahşaptan yapılmış. Bu da yapıya dinamizm katıyor. Vaziyet üzerinde algıladığımız iki dikdörtgeni işlevsel olarak baktığımızda sayın Pınar Mine Islakoğlu’nun da dediği gibi dört dikdörtgene ayırmış oluyoruz.


‘Ayrıca açık terasın ve yarı açık terasla birlikte evin, zeminden yükseltilerek farklı bir kota alınması ve düşey sirkülasyonu sağlayan merdiven basamakları da plana ilave bir çeşitlilik katmakta, mekansal bir zenginlik sağlamakta ve aynı zamanda minimallik eğiliminden uzaklaştırmaktadır.’
Pınar Mine ISLAKOĞLU-Mimarlıkta Minimalizm

CEPHE ANALİZİ

Taşıyıcıları dışarı çıkartılmış ve yerden yükseltilmiş bir kütle görüyoruz. Amaç her iki plağın da toprakla temasını keserek yüzme efektini vermek olabilir. Tabi ki bir de sel ihtimaline karşı alınan işlevsellik söz konusu. Ancak iki plağın eşit derecede yükseltilmemiş oluşu bunun sadece işlev düşünülerek tasarlanmadığını da gösteriyor. Evi oluşturan yatay düzlemler (döşeme ve tavan) ve doğada salınan 8 adet taşıyıcı, buna katkı sağlayan yapısıyla arazide asılı duruyor. Mies bunu yatay ve dikey elemanları birbirine bağlamama, döşemeleri kendini taşıyan dikmelerle kaynaştırmama ile çözüyor; dikmeler yalnızca yüzeysel olarak temas ediyor döşemelere. Sonucunda binayı oluşturan her eleman tüm sadeliğiyle ayrı ayrı duruyorlar alanda; geleneksel inşaat tekniğindeki gibi tek bir eleman haline gelmeyerek. Yapı da sessizce yerinden kaldırılmış, uçan bir öge oluyor.

Kolonların arasında da yapının en üstünden altına kadar camlar görüyoruz; evi çevresindeki ormana tamamen şeffaf hale getiriyor. Bu da çevresindeki doğayı yapının daimi unsuru haline getirmiş. Cephede çok fazla renk kullanılmıyor çelik konstrüksiyonun üstü de dahil boyanabilecek her yer beyaza boyanıyor. Malzeme olarak da gördüğümüz öğeler kullanılan cam ve iç yapıda gördüğümüz ahşaptan ibaret. Evin çevresinde yer alan doğa ve yeşil; cam yüzeylerden yansıyarak kendisini göstermektedir. Bu da doğanın dışarıdan bakıldığında da evin bir unsuru olarak görülmesini sağlıyor. Cephelere de yansıtılan strüktürdeki yalınlık, taşıyıcı elemanlardaki incelik ve minimallik, dengeli dolu-boş oranları ve camın hafifliğiyle oluşturulan dingin ve net ifadenin minimalist özellikler barındırdığı bir gerçektir. Cephedeki bütün bu çizgisel hatlar asimetrik bir şekilde yerleşiyor.

‘Doğa da kendi hayatını yaşamalı. Onu, evlerimizin renkleri ve içerideki mekanizmalarla bozmamalıyız. Üstelik, doğayı, evleri ve insanları büyük bir birlik yaratacak şekilde biraraya getirmeye çalışmalıyız.’
Mies Van Der Rohe - Röportaj'
'Evi’nde Rohe, geleneksel ‘ev’ i tuvalet-banyo hacmi dışında kapalı odaya sahip olmayan bir ‘cam prizma’ya, saf bir tümel mekana indirger. Modern Mimarlık tarihinde büyük öneme sahip olan Barselona Pavyonu’nda olduğu gibi Farnsworth Evi’nde de ‘tümel mekan’ anlayışı yaygındır. Bu anlayış, iç mekanda geleneksel ‘oda’ kavramını yoksayarak iç-dış mekan arasındaki görsel engelleri ortadan kaldırmayı amaçlar. Mekan nötr bir uzay parçası olarak uzanır ve hiçbir strüktürel yapı tarafından koşullandırmaz'
Turgut Kalay - İç Mekan Kurgusunda Mobilyanın Yeri: Minimalit Yaklaşımlar

''Farnsworth Evi’nin asıl sahibi olan Dr. Farnsworth “dışarıdan her şeyi nasıl etkilediğini düşünmeden evime elbise askısı bile koyamıyorum” der. (Abercrombie, 2000, s. 66)


:''Şeffaf dış duvarlar, iç mekanda serbestçe değişiklik yapmak veya bazı şeyleri gizlemek için kullanışlı olmadığından, buradaki boşluk işlevsel gereklilikleri karşılamaz. Mies bu konuda aldığı olumsuz yorumları şu şekilde cevaplar: “Evet? Bir çok küçük odası olan kübik bir evde yaşamak istemem. Hyde Park’ta bir bankta oturmayı tercih ederim.” (Carter, 1974, s. 181)








Kaynakça:

-Bauhaus Modernleşmenin Tasarımı, Türkiye’de Mimarlık, Sanat, Tasarım Eğitimi ve Bauhaus, Ed. Ali Artun, Esra Aliçavuşoğlu, İletişim, İstanbul, (syf:153-169)

İleri Teknoloji Bilimleri Dergisi- İç Mekan Kurgusunda Mobilyanin Yeri̇: Minimalist Yaklaşımlar - Turgut Kalay- Kocaeli Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İç Mimarlık Ana Sanat Dalı, Kocaeli, TURKİYE -ISSN:2147-345(syf:136-138)

-İstanbul Bilgi Üniversitesi-Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Tarihi Teorisi ve Eleştirisi Yüksek Lisans Programı-TEMSİL TEKTONİK GERİLİMLERİ: MIES VAN DER ROHE-İlayda Turan(syf:37-58)

Bauhaus’un Modern Mimari Kültürünün Yayılmasındaki Rolü Özge Sezer

-İleri Teknoloji Bilimleri Dergisi- Modernizmle Birlikte Bauhaus Akımı Ve Trend Olan Mobilyalar- Selver Koç Şebnem Ertaş Zeynep Nilsun Konaklıoğlu- Karadeniz Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, İç Mimarlık Bölümü, 61000, Trabzon, Türkiye-ISSN:2147-345- (syf:958-960)

-Türkiye'de Mimarlık, Sanat, Tasarım Eğitimi ve Bauhaus Sempozyumu Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İstanbul, 14-16 Mayıs, 2008 1 YİRMİNCİ YÜZYILIN İLK YARISINDA BAUHAUS FİKİRLERİNİN AMERİKA KITASINDAKİ YOLCULUĞU Derya Yorgancıoğlu ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Doktora Adayı ODTÜ Mimarlık Fakültesi Araştırma, Tasarım, Planlama ve Uygulama Merkezi (MATPUM) Eğitim ve Araştırmada Strateji Geliştirme ve Veri tabanı Birimi, Proje Asistanı -2008

-Pınar Mine ISLAKO⁄LU, Mimar MimarIıkta Minimalizm (syf:17-19)

 
 
 

Yorumlar


bottom of page