Dorothea Lange
- Ayşenur Başar

- 21 Ara 2020
- 2 dakikada okunur
Üniversitede eğitimci olduğu süreçte öğrencilerinden ‘yaşadıkları yeri’ farklı bir şekilde (belki cansız bir nesneyle belki de parçadan bütünü göstererek), evlerinin ya da Amerika’nın fotoğraflarıyla değil, çok daha derin bir bakış açısıyla vermelerini isteyen Lange, öğrencilerinin baskılarıyla aynı ödevi kendisi de fotoğraflamıştır.
Migrant Mother, 1936 - White Angel Breadline, San Francisco,1933 - Daughter of Migrant Tennessee Coal Miner, Living in American River Camp, near Sacramento, California, 1936
Yaşamı boyunca gerçekleştirdiği nadir oto portrelerden birkaçı olmakla birlikte Lange’in tüm içselliğini ortaya koyan fotoğraf dizisi, 7 yaşında geçirdiği çocuk felcinin ardından sakat kalan ayağının fotoğraflarından oluşmaktaydı. Lange ruhunun, maruz kaldığı fiziksel ve ruhsal zorluklardan dolayı, sakat ayağında sıkışmış olduğunu; parçadan bütünü göstererek, etkileyici bir biçimde anlatmıştı bu diziyle. Yakalandığı çocuk felci ile Lange’in kendine bakışı kadar çevre algısı da daha çocuk yaşta son derece gelişmişti ve sanatına nasıl bir kaynak oluşturduğunu da sıkça dile getirmekteydi. “Çocuk felci başıma gelen en önemli şeydi sanırım, beni şekillendirdi, eğitti, bana yol gösterdi, yardım etti ve incitti.”
Daha sonraları birçok sağlıklı, sakat, kirli ayak fotoğrafı çeken Lange; bedenin ve ruhun tüm yükünü taşıyan ayakları, çekmiş olduğunu portrelerdeki yüzler gibi kullanarak fotoğrafa bakan kişilerde toplumsal sorunlarla ilgili algılar yaratmıştı.

“Portre bir insanın diğerine nasıl yaklaşması gerektiğine dair bir derstir” diyen Lange’in bir dönem fotoğraf stüdyosu sahibi olup portreler üzerinde çalışmasının, çekmiş olduğu belgesel fotoğraflar üzerindeki etkisi görülmekteydi. Bu denli iyi portre çeken bir sanatçı; yoksulluğu, imkansızlığı, insanların yaşamları ve duygularını portrelerle aktarmıştı bize. Buna örnek olarak verilebilecek ‘Migrant Mother’ eserini fotoğraflarken hissettiklerini ve nasıl çektiğini anlatan Lange, bir magnet gibi ona doğru çekildiğini ve fotoğraflarını çekmeye başladığını söyler. Lange’in küçüklükten o güne yaşamış olduğu sorunlar ve kusurlu ayağının üzerinde yarattığı etki ile hassasiyet kazanmasının fotoğraflarına yansımasını da görmüş oluyoruz böylece. İçinde hapsetmiş olduğu sorunların açığa çıkardığı iç güdüler ile toplumsal sorunları anlatacak birçok iyi kare yakalamış ve insanlar üzerinde etki bırakmıştı .
Göçmenler, çiftçiler, yoksulluk çekenler, siyahiler, insanların sahip olduğu ve bunlar yüzünden toplum tarafından dışlandığı kusurları fotoğraflayan Lange’in fotoğrafı yaşam koşullarına ve kusurlara meydan okuma amaçlı kullandığını çok net görmekteyiz.
"Fotoğraf makinesi insana, fotoğraf makinesi yokken nasıl bakılması gerektiğini öğreten bir aygıttır." bu sözleriyle Lange çektiği fotoğraflarla yansıtmış olduğu gerçeklerin algılatılması için en önemli araçlardan birinin fotoğraf makinesi olduğunu vurgulamış ve onu bu doğrultuda da kullanmıştır.





Yorumlar