top of page

Louis Kahn- Salk Enstitüsü

Louis Kahn modernizmin yaratıcılığını ve yalınlığını kaybetmeden tarihi ögeleri yapılarında ustaca kullanmış, modern mimaride nadiren görülen anıtsallık hissini yapılarında başarılı bir şekilde yansıtmış bir mimardır. Birçok modern mimarın kuralcılık olarak gördüğü simetriyi Kahn, yapılarında bir denge ve odak unsuru olarak kullanmıştır. Bu yönleriyle diğer modern mimarlardan ayrılıp kendi özgün dilini oluşturmuştur.


Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü, çocuk felci aşısını keşfeden ve geliştiren, Jonas Salk tarafından kurulan dünyaca ünlü bir araştırma merkezidir.


1965’de San Diego Kaliforniya’da tamamlanmış olan Louis Kahn imzalı yapı ulusal bir kent simgesi haline gelmiştir. Hem fonksiyonelliği hem de çarpıcı estetik anlayışıyla anılan ve bu ikisini oldukça özgün bir şekilde harmanlayan bir yapı olarak bilinmektedir. Meydanda dikkat çeken bir su ögesi mevcuttur. İnce su kanalı, Salk Enstitüsü’nde plaza alanını ortadan ikiye bölmekte ve kullanıcının görüşünü tesisten direkt olarak suyla uzandığı ufuğa çevirmektedir. Yine traverten taşı ile kaplanmış plazanın görünümü, enstitü yapılarının çıplak beton duvarları ile bir uyum oluşturmuştur. Bu uyum bütünüyle mekana antik Roma mimarisine stiliyle direkt referans vermeyen fakat hatırlatan primitif, görkemli bir anıtsallık katmıştır.

Enstitüde istenen en önemli özelliklerden biri, laboratuvar alanlarının ferah, açık alanlar olmasıymış. Bunun sebebi bilimde yeni keşifler veya yeni teknolojik sistemler eklendikçe laboratuvarların buna adapte olabilir yapıda olmasının istenmesiymiş. Bunun yanında Salk Enstitüsü’nün, zamana dayanıklı, basit ve minimum bakım gerektiren, gelen araştırmacılara tamamen açık ve samimi bir yapı olması amaçlanmış.


Enstitüdeki laboratuvar alanları, 10 tane kulede paylaşımlı kullanılacak yerler olarak tasarlanırken aynı zamanda bulundukları kulelerde bir yandan da özel alanlar oluşturmak amaçlanmıştır. Laboratuvar alanlarının birbiri arasındaki geçişi köprülerle sağlanmış, tamamen açık olmayan fakat bağlantılı olarak tasarlanmışlardır. Jonas Salk’ın istekleri üzerine teknolojik gelişmelere adapte edilebilir tasarımda olan laboratuvar alanları, bu karakteri koruması amacıyla yapının kenarlarına yerleştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiş desteklerle düzenlenmiş, bu şekilde laboratuvarlar, olası bir genişlemeye ve içteki esnek kullanıma açık hale gelmiştir.

Laboratuvarların camları, yerlerine vidalanmıştır. Bu da geniş bir ekipman getirilmesi vb durumlarda kolayca sökülüp herhangi bir yıkma işlemine ihtiyaç duyulmamasını sağlamaktadır. Yapının mekanik sistemleri de beton arkasına gizlenmek yerine blok duvarlar ardında gizlenmiş, böylece olası bir bakım ve restorasyonda yerinden direkt kaldırılabilecek sistemler elde edilmiştir. Genel anlamda, Salk’ın 1967’deki tabiriyle, yapı ‘yarını tahmin edebilen’ bir tasarım diyebiliriz.

Salk Enstitüsü'nün 1965'te kapılarını açmasından bu yana geçen 50 küsur yılda, Kahn'ın eserinin dış görünümü büyük ölçüde değişmeden kalmıştır. Beton ve taş, deniz kenarındaki unsurlara neredeyse hiç zarar görmeden dayanırken, Salk ve Kahn'ın laboratuvarların tasarımındaki öngörüsü, Enstitü'nün kuruluşundan bu yana yarım düzine Nobel ödülüne ev sahipliği yapmış olan ileri araştırmalar için işlevsel bir tesis olarak kalmasına da izin vermiştir. Esnek tasarımı ve malzeme ile mekanın ustaca etkileşimi ile Salk Enstitüsü, gelecekte hem bir araştırma merkezi hem de bir mimari harikası olarak önemini koruyacak gibi duruyor.









Kaynak:

https://www.archdaily.com/61288/ad-classics-salk-institute-louis-kahn

 
 
 

Yorumlar


bottom of page